Ankara, cumhuriyetle özdeşleşen tarihi dokusunu yansıtan fotoğraflarla gözler önüne seriliyor. Bu bağlamda, Ankara Kültür Yolu Festivali çerçevesinde, Gazi Mustafa Kemal Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Uğur Yıldız, başkentin tarihi ve sembol mekanlarından oluşan kış fotoğraflarını içeren “An-kara-kış” adlı fotoğraf sergisini ziyaretçilerine sunuyor. Yıldız, gazetemiz Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, Ankara’nın “gri şehir” olarak anılmasını eleştirerek, “Serginin adı An-kara-kış ama aslında ‘Beyaz Ankara’ olmalıydı. Ankara, genellikle gri olarak tanınır; ancak bence Ankara, beyazdır. Beyaz, Ankara’nın gerçek yüzünü ortaya koyar.” şeklinde ifade etti.
‘Şehrin Değişimine Tanık Oldum’
Doğup büyüdüğü yer olan Ankara’nın Çinçin mahallesinde geçen Yıldız, “Ankara, benim yaşamımda özel bir yere sahip; burada birçok anım var. Yıllar boyunca şehrin değişimine tanıklık ettim ve bu değişimi belgelemek istedim. Tarihsel fotoğraflar arasında Ankara Kalesi, Acıbadem Camii, Ulus Meydanı, Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk Meclis ve çevresindeki tarihi yapılar ile Etnografya Müzesi gibi önemli noktalar yer alıyor. Bunun yanı sıra, modern yaşamın izlerini de yansıtan Ulus ve Kızılay bölgelerindeki görüntülere yer verdim. Şehrin, betonlaşan yapıları ve Söğütözü’ndeki yüksek binaları ile gecekondularını da sergimde görmek mümkün. Anıtkabir’in karlı kış günlerindeki görüntüleri de var. Anıtkabir, herkesin bildiği bir yer ama karlı günlerdeki manzarasını herkes göremez. Ben bu anların tanığı oldum ve onları belgeledim.” dedi.
‘Dünya Doğrudan Bakıyor’
Sergide eski ve yeni yapıların bir arada bulunduğunu vurgulayan Yıldız, “Eski olarak nitelendirilen yapılar artık yok; yıkıldılar ve yerlerini başka yapılar aldı. Ancak, geçmişte burada bir tarih ve kültür vardı. Bu değerlere saygı duymak ve onları unutmamak gerekir.” şeklinde konuştu. Fotoğraf çekmeye lise yıllarında başladığını dile getiren Yıldız, şu ifadeleri kullandı: “Görevim gereği sık sık yurtdışı gezilerine katıldım. Zaten bu tür geziler yapmak istiyordum. Dünyanın farklı yerlerine doğrudan bakış açısı kazandırdı. Farklı ülkelerde, çeşitli görüntülerle karşılaştım. Gittiğim yerlerin sadece turistik alanlarını değil, aynı zamanda daha az bilinen, varoş bölgelerini de fotoğrafladım. Fotoğrafçılık, benim daha fazla seyahat etmemi ve farklı yaşam biçimlerini görmemi sağladı.”
