Türkiye’nin BRICS Üyeliği: Siyasi ve Ekonomik Etkileri

Türkiye’nin BRICS Üyeliği: Artılar ve Eksiler

Türkiye’nin olası BRICS üyeliği, birçok farklı açıdan değerlendirilmeye devam ederken, uzmanlar bu durumun siyasi olarak kârdan çok zarar getirebileceğini, ekonomik anlamda ise yalnızca “sınırlı” bir katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. AKP hükümeti tarafından resmi olarak kamuoyuna açıklanmayan Türkiye’nin BRICS’e tam üyelik başvurusu, Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov tarafından doğrulandı; Türkiye’nin başvurusunun değerlendirileceği bildirildi.

BRICS’in genişleme kararının, 22-24 Ekim tarihlerinde Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da yapılacak zirvede ele alınması bekleniyor. Bu zirveye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılması planlanıyor. Eğer Türkiye’nin başvurusu kabul edilirse, Türkiye BRICS’in ilk NATO üyesi ve Avrupa Birliği (AB) adayı ülke unvanını alacak.

Uzman Görüşleri

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan, Cumhuriyet gazetesine yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin BRICS başvurusunun “Batı’ya karşı el yükseltme çabası” olduğunu belirtti. Arısan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Brüksel’de katıldığı gayriresmi dışişleri bakanları toplantısında Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin yeniden başlamasının olanaksız olduğunun Türkiye’ye iletildiğini belirtmiştir.

Arısan, “Zaten AB, uzun zamandır Türkiye’yi bir aday olarak görmüyor. Ülkedeki demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konulardaki durum malumunuz olduğu için sürecin tekrar başlaması pek mümkün görünmüyor. Resmen askıya alınmadı ama 2018 yılında gayriresmi olarak askıya alındı. BRICS üyelik başvurusu, Batı’ya karşı bir el yükseltme niyeti taşıyor” şeklinde konuştu.

BRICS ve AB: Farklı Platformlar

BRICS’in Avrupa Birliği’ne alternatif olamayacağını vurgulayan Arısan, “BRICS daha çok bir platform niteliği taşıyor, sekretaryası ve kurumsal yapıları yok. AB gibi yapılandırılmış bir sistem değil. BRICS içerisinde Kalkınma Bankası bulunmakta; bu bankadan üye ülkelerde altyapı ve sürdürülebilir kalkınma yatırımlarına finansman sağlanıyor. Türkiye’nin bu platformdan finansman sağlaması düşünülmüş olabilir. Ancak Batı’da Türkiye’ye yönelik ‘dış politikası belirsiz, Rusya’ya daha yakın’ şeklinde bir algı var. BRICS üyeliği bu algıyı pekiştirebilir. Ama bu bir eksen kayması değil, daha çok bir gözdağı vermek anlamına geliyor” dedi.

Türkiye’nin BRICS üyeliğine davet edilmediğini, bunun yerine kendisinin başvurduğunu hatırlatan Arısan, “Eğer kabul edilirse Türkiye’ye kârdan çok zarar getirebilir. Ekonomik açıdan da sınırlı bir katkısı olacaktır çünkü Kalkınma Bankası’nın sermayesi oldukça kısıtlı. Ayrıca, Avrupa Birliği’nde bazı ülkeler Türkiye’nin bir hasım olduğunu vurguluyor. BRICS üyeliği bu algının güçlenmesine yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.

Kremlin’den Gelen Mesajlar

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, katıldığı 9’uncu Doğu Ekonomik Forumu’nda Türkiye’nin BRICS’e üyelik başvurusuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. Türkiye’nin NATO üyeliği ve uzun süredir askıda kalan AB adaylığına dikkat çeken Lavrov, bu durumun katılım önünde engel teşkil etmediği mesajını verdi. “BRICS’te belirli örgütlere üye olanlarla ilişki kurulmasını yasaklayan bir kural yok” dedi.

Ancak Rus Bakan, üyelik için “AB’nin Ukrayna’da öne sürdüğü değerleri değil, üyelerin ortak değerlerini paylaşmanın temel olduğunu” vurguladı. Bu açıklama, Türkiye’nin BRICS üyeliğinin uluslararası ilişkilerde nasıl bir etki yaratabileceği konusunda ipuçları sunuyor.