Yarasaların Ekosistem Üzerindeki Rolü ve Beyaz Burun Sendromunun Etkileri

Yarasaların Ekosistem Üzerindeki Kritik Rolü

Yarasalar, birçok insan için korkutucu ve kaçınılması gereken canlılar olarak algılansa da, ekosistemlerin dengesini sağlamada hayati bir öneme sahiptir. Tek bir yarasa, her gece binlerce böceği avlayarak, tarım alanlarında böcek ilaçlarına olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltmaktadır. Ancak, bu faydalı yaratıklar son zamanlarda ciddi bir tehdit altındadır.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, ABD’deki yarasa popülasyonu son 20 yıldır “beyaz burun sendromu” adı verilen bir hastalıkla mücadele etmektedir. Bu hastalığın, Avrupa veya Asya’dan 2006 civarında Kuzey Amerika’ya taşındığı düşünülen Pseudogymnoascus destructans adlı mantar tarafından tetiklendiği bilinmektedir. Bu mantar, insanları etkilememekle birlikte yarasalar için son derece ölümcül bir tehdit oluşturmaktadır. Bir koloniye bulaştığında, bu mantar tüm grubun yok olmasına neden olma kapasitesine sahiptir.

Halihazırda, bu mantarın ABD’nin 40 eyaletinde ve Kanada’nın 9 ilinde görüldüğü kaydedilmiştir. Chicago Üniversitesi’nden çevre ekonomisti Dr. Eyal Frank, yarasa popülasyonundaki bu düşüşün bebek ölümleriyle olan bağlantısını inceleyen çarpıcı bir araştırma gerçekleştirmiştir. Dr. Frank’in çalışması, hakemli dergi Science‘ta 6 Eylül tarihinde yayımlanmıştır.

Bu araştırmada, 2006-2017 döneminde yarasa popülasyonunun azaldığı bölgelerde böcek ilacı kullanımının %31 oranında arttığı gözlemlenmiştir. Böcek ilaçlarının hava ve suya karışarak insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği gerçeğinden yola çıkan Dr. Frank, bu maddelerin kullanımındaki artışla bebek ölüm oranlarını kıyaslamıştır. Sonuçlar, beyaz burun sendromunun etkilediği bölgelerde, böcek ilacı kullanımındaki artışın bebek ölümlerini %8 oranında artırdığını göstermektedir. Dr. Frank, bu süreç sonucunda 2006-2017 yılları arasında 1334 bebeğin hayatını kaybettiğini tahmin etmektedir.

Araştırmacı, ölümlerin başka bir sebebi olmadığından emin olmak için uyuşturucu kullanımı, ebeveyn işsizlik durumu, genetiği değiştirilmiş bitkiler ve hava durumu gibi faktörleri de incelemiştir. Ancak, bu ölümleri yarasa nüfusundaki düşüşten başka bir nedene bağlayamadığını belirtmiştir.

Washington Post’a verdiği demeçte Dr. Frank, “Yarasalar, uzak durmayı tercih ettiğimiz ancak ekosistemlerde gerçekten etkili bir rol oynayan türlerin harika bir örneği” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca, Dr. Frank’in katıldığı başka bir çalışmada Hindistan’da akbabaların ölümünün, çürüyen hayvan leşlerinin suyu kirletmesi ve yabandaki köpeklerin artmasına yol açarak hastalık ve kuduzun yayılmasına sebep olduğu ve en az 500 bin kişinin ölümüne neden olduğu ortaya konulmuştur.

Uluslararası Yarasa Koruma Örgütü’nden Dr. Winifred Frick, çalışmada yer almadığı halde elde edilen verilere ilişkin “ağzının açık kaldığını” ifade etmektedir. New York Times’a yaptığı açıklamada, hayvanların kıymetli bir “ekosistem hizmeti” sunduğunu belirten Dr. Frick, “Bu hizmetleri hafife alıyoruz çünkü genellikle bunları ölçemiyoruz.” şeklinde eklemektedir.

Çalışmada yer almayan diğer bilim insanları, elde edilen bulguların şaşırtıcı ancak güvenilir olduğunu ifade etmekte ve bazı eksikliklere dikkat çekmektedir. British Columbia Üniversitesi’nden çevre ekonomisti Dr. Frederik Noack, bebeklerin böcek ilaçlarına nasıl maruz kaldığı ve doğum ağırlığı gibi sağlık üzerindeki diğer olası etkilerin de araştırılması gerektiğini belirtmektedir. Bard College’dan Dr. Felicia Keesing ise, doğrudan verilerin elde edilmesi için saha çalışmaları yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Temel verileri görmeden, bu bağlantıları destekleyen kanıtların gücünü değerlendiremem ancak etkilere dair burada yapılan tahminler insanı hayrete düşürüyor.” demektedir.

Dr. Keesing, bu bulguların koruma çalışmalarının hızlandırılması için bir uyarı niteliği taşıması gerektiğini belirterek, “Bu çalışma yarasaların yok olmasından kaynaklanan sonuçlardan sadece birkaçını içeriyor ve yarasalar kaybettiğimiz türlerden yalnızca biri.” şeklinde sözlerini tamamlamaktadır.