
İzmir Ticaret Borsası (İTB) aralık ayı meclisinde tarım ve ticaretin geleceğini masaya yatırdı. Meclis Başkan Ömer Gökhan Tuncer yönetimindeki oturumda konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, küresel ısınmanın tarımsal üretim üzerinde belirgin etkiler yarattığını vurguladı. Üretimin hem miktar hem de kalite yönünden risk altında olduğunu belirten Kestelli, üçüncü çeyrekte kaydedilen daralmanın gıda güvenliği üzerinde zincirleme etkiler doğurabileceğini ifade etti.
Tarımsal üretimdeki küçülmenin yalnızca çiftçiyi değil, tüm ekonomiyi ilgilendirdiğini söyleyen Başkan, verimlilik kaybının kırsal istihdamı zayıflattığını ve dış ticaret dengesini olumsuz etkilediğini belirtti. Çevresel ve jeopolitik kırılganlıkların giderek belirginleştiğini vurgulayan Kestelli, gıda arzında olası aksaklıkların önüne geçebilmek için acil önlemlerin uygulanması gerektiğini kaydetti.
Don olayları tarımsal üretimi vurdu
Tahminler dışında gelen zirai don olayları, sebze, tahıl ve meyve gruplarında önemli kayıplara yol açtı. TÜİK verilerine dayanarak konuşan Kestelli, rekolede sebze grubunda hafif düşüş, bazı tahıllarda çift haneli oranlarda kayıplar ve meyve grubunda kayıpların kayda değer olduğunu açıkladı. Doğal afetlerin yalnızca rakam olarak kalmaması gerektiğini, emek ve sermaye kaybını da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Kayısı ve bazı ana ürünlerdeki ağır tahribat
İklim değişikliğinin en dramatik etkilerinden biri kayısıda gözlendi: normal sezonlarda 90-100 bin ton olarak öngörülen rekolte, hasatta 5-10 bin ton seviyelerine geriledi. Antep fıstığı ve kirazda da verim kayıpları kaydedildi; fıstıkta yaklaşık %60, kirazda ise %70’e varan düşüşler rapor edildi. Arpa, çavdar ve yulaf gibi temel tahıllarda da üretimde yaklaşık %30’a yakın gerileme görüldü. Nohut ve kırmızı mercimekteki kayıplar ise %45 civarında değerlendirildi. Pamuk, kuru üzüm, kuru incir ve zeytin gibi ihracat açısından önemli ürünler de bu dalgalanmalardan etkilendi ve sorunun küresel bir kriz olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
Tarladan sofraya zincirde sürdürülebilirlik için zihniyet değişimi şart
Geçerli tarım politikalarının ve üretim alışkanlıklarının artık geri dönülemez biçimde değişmesi gerektiğini söyleyen Kestelli, rekabetçi bir gıda sanayi ve tarım sistemi için dört temel sütuna dayanan yeni bir plan sundu. Planın ilk ayağı tam entegrasyon; ikinci olarak katma değer ve ihracat odaklı yaklaşım; üçüncü olarak güven ve şeffaflık, ve son olarak dijitalleşme ve teknolojiyle güçlendirilmiş bir zincir önerildi. Tarladan sofraya uzanan bütün adımların birbirine kenetlenmesi gerektiğini vurguladı.
Geleceğin tarımı: teknolojiyle güçlenen karbon odaklı model
2026 yılına doğru hareket ederken tarım, akıllı tarım uygulamalarıyla yeni bir yol ayrımında olduğunu belirten Kestelli, su hasadı, kuraklığa dayanıklı tohum seçimi, toprak işleme yöntemlerinde sıfır uygulama ve onarıcı tarım tekniklerinin hızlıca benimsenmesi gerektiğini söyledi. Karbon tarımı kavramının üreticilere yeni bir gelir kapısı olabileceğine dikkat çeken Başkan, gelişmiş ülkelerin topraktaki karbonu artırıp karbon kredisi satışıyla kazanç sağlayabildiğini hatırlattı ve Türkiye’nin de aynı fırsatları değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Teknolojik devrim ve iklim değişikliği dinamiklerini doğru okumayanların rakiplerinin gerisinde kalacağı bir döneme girildiğini ifade etti.
