İzmir’de aile içi şiddetin korkunç boyutlarıyla yeniden gündeme geldiği davada, boşanma aşamasındaki eşi Fatma C.’yi cezalandırmayı amaçlayan ve kendi öz çocuklarına zarar verme pahasına hareket eden Şiyar Alpaslan’ın yargılanması, hukuk dünyasında da mimari değişikliklere yol açtı. Dosyada önceki tahliye denemesi, ardından itirazla tutuklama ve mahkemeler arası gidip gelen süreç, İzmir 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını belirledi. Mahkeme, sanığın serbest kalması ya da adli kontrol kapsamında dışarıda olması halinde anne ile çocuklar için geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğine vurgu yaparak tahliye kararını iptal etti.
Tahliye kararına yönelik tartışma doğası gereği hızlı ilerleyen süreçte, 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada Şiyar Alpaslan’ın ev hapsiyle adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilmesi kararına ulaşıldı. Bu karar, kamuoyunda ve mağdur tarafın avukatlarında yoğun tepkiyle karşılandı. Savcılık ise, sanığın serbest kalmasının toplum vicdanını zedeleyeceğini ve mağdurların güvenliğinin tehlikeye gireceğini belirterek karara itiraz etti. Üst mahkeme ise delillerin niteliğini ve sanığın işlediğine dair kuvvetli şüpheleri değerlendirdi; özellikle görüntü izleme tutanağına dayanan bulgular, “silahla yaralamaya teşebbüs” ve “silahla tehdit” suçlarında güçlü kanıtlar olduğuna dikkat çekti.
Sicil ve adli kontrol tedbirlerinin yetersizliği gerekçesinde, sanığın geçmişte de silahla yaralama suçlarından sabıkası bulunduğu hatırlatıldı. Mahkeme, sadece elektronik kelepçe ya da imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirlerinin bu tür tehlikeli vakalarda yeterli olmayacağını ifade etti. Kararında, serbest kalması durumunda mağdurların güvenliğinin ciddi risk altında olacağını belirtti ve itirazı kabul ederek sanık hakkında yakalama emri çıkartıp tutukluluk halinin sürdürülmesine karar verdi. Şu an için sanık başka suçlardan hükümlü konumda olduğundan, tutuklu yargılanmaya devam ediyor.
Olayın travması ve mağdurun durumu iki çocuklu ailenin yaşadığı gerilimle başladı. Fatma C., şiddetli geçimsizlik nedeniyle iki çocuğunu alarak Burdur’a giderken, Şiyar Alpaslan’ın 18 Kasım 2024’te eşini görüntülü arama yoluyla taciz ettiği ortaya çıktı. Kameraya dönülen görüntülerde 7 yaşındaki Y.C.A. ile 3 yaşındaki B.A.’nın boğazlarına bıçak dayayarak annesine tehditte bulunduğu görüldü. Emniyet güçleri olayla ilgili olarak müdahale ederken çocuklar devlet koruması altına alınarak annelerine teslim edildi.
Yargılamada suçun niteliği konusunda da tartışmalar sürdü. Başta “kasten yaralama” ve “tehdit” olarak görülen dava, eylemin vahametinden ötürü “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasına dönüştü. Görev ayrımları ve yetki sorunları nedeniyle bazı kararlar değişse de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmasına hükmederek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
Avukatın eleştirileri ve süreç içindeki gerilim Mağdur avukatları, mahkeme heyetinin tarafsızlığı konusunda ciddi sorular yöneltti. Nevraz Sığın, heyetin başlangıçtan itibaren sanığı koruduğunu iddia ederek reddi hakim talebinde bulundu. Savunmasında, sanığın kasten öldürme suçunu işlemediğine ilişkin görüşlerin ilk celseden itibaren savunulduğunu, bu durumun yaşam hakkına yönelik tedbirleri azaltıcı bir etki yarattığını öne sürdü. Bu konuşmalar, davanın ilerleyen aşamalarında da önemli bir tartışmayı ateşledi.
