Dünya Mirası Efes’te Sanayi Tartışması

İzmir’in güney kapısında yer alan Efes Selçuk, tarih ve turizmin iç içe geçtiği bir bölge olarak dikkat çekiyor. Antik kentin görkemli kalıntılarının yanı başında planlanan Tehlikesiz Atık Ön İşlem, Geri Kazanım ve Toplama Ayırma Tesisi projesi, çevre ve kamuoyu tarafından yoğun biçimde tartışılıyor. İzmir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, ÇED sürecinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında başladığını duyururken, bölge halkı ve çevre gönüllüleri sürecin şeffaf yürütülmesini talep ediyor.

İzmir Efes Selçuk'ta tarihin gölgesinde atık bertaraf tesisi

Projenin hedef bölgesi, tapu kayıtlarında Atatürk Mahallesi, Korudağ Mevkii, 312 ada ve 35 parsel olarak geçiyor. Bu alanın tarım ve ormanlık alanlarla yakınlığı, proje sonrasında doğa ve tarımsal üretim üzerinde yaratabileceği etkiler konusunda endişeleri artırıyor. UNESCO tarafından korunan bir dünya mirası olan Efes Selçuk’un hemen yakınında kullanılacak bir tesisin varlığı, bölgeye yönelik turizm imajı üzerinde belirsizlikler doğurabilir. Turizm sektörü temsilcileri ve yerel işletmeler ise “sanayi algısı” nedeniyle imaj zararından, tarımcılar ise ekolojik dengede oluşabilecek değişimden kaygılı.

Projenin öne çıkan hedefleri arasında, tek bir tesis altında tehlikesiz atık ön işlem, tehlikesiz atık geri kazanımı ve toplama-ayırma süreçlerinin entegre edilmesi bulunuyor. Bu kapsamda sanayi ve evsel kaynaklı tehlikesiz atıklar toplanıp işlenerek, geri dönüştürülebilir materyaller (kağıt, plastik, metal) ekonomiye kazandırılacak; geri kalanı kurutularak pelet formuna dönüştürülüp, çimento fabrikaları ve enerji santralleri gibi yüksek enerji ihtiyacı olan tesislerde fosil yakıt alternatifleri olarak değerlendirilecek. Yetkililer projenin bir çevre ve enerji yatırımı olarak sunuyor; ancak emisyonlar ve oluşan çevresel etkilerin bilimsel incelemelerle desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

 Efes Selçuk’a yakınlık gözetilerek planlanan bu tesisin, bölgenin turizm potansiyeli, tarımsal üretimi ve doğal dengeler üzerinde yaratacağı etkilerin dikkatli bir şekilde izlenmesi gerekiyor. Kamuoyunun bilgilenmesi adına tüm süreçler şeffaf biçimde paylaşılmalı ve kararlar, çevre üzerinde en aza indirgenmiş sonuçlarla alınmalıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın