Özel Sağlık Hastanesi 3. İnfertilite Okulu

Kısırlık, milyonlarca çiftin hayatını etkileyen ve umutları yaralayan bir gerçek. Son yıllarda artan çevresel faktörler, sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve genetik etkiler nedeniyle, doğal yolla çocuk sahibi olamama sorunu giderek yaygınlaşıyor. İzmir Özel Sağlık Hastanesi’nin düzenlediği son seminerde, uzmanlar bu konuyu derinlemesine ele alarak, çiftlerin karşılaştığı zorlukları ve çözüm yollarını aydınlattı. Her yıl binlerce kişi, bu sessiz mücadeleyi verirken, erken tanı ve kişiye özel tedavilerle başarı şansını artırabiliyor. Bu yazı, infertiliteyi sadece bir sağlık sorunu olarak değil, hayatı dönüştüren bir süreç olarak ele alıyor ve size yol gösterici bilgiler sunuyor.

İnfertilite, 35 yaşın altındaki çiftlerde haftada iki kez korunmasız cinsel ilişkiye rağmen bir yıl boyunca gebelik elde edilememesiyle tanımlanıyor. Erkek faktörü ve kadın sağlığı sorunları eşit oranda rol oynuyor, ancak toplumda yaygın bir yanlış algı var: Sanki sadece kadınlar sorumluymuş gibi. Aslında, erkeklerde sperm kalitesindeki düşüş, son 50 yılda çevre kirliliği, sigara ve işlenmiş gıdalar nedeniyle yüzde 50’ye varan oranlarda artmış durumda. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde doğal gebelik ihtimalinin azalacağını vurguluyor. Seminerde paylaşılan verilere göre, Türkiye’de infertilite vakaları her geçen yıl artıyor ve bu, aile yapısını da derinden etkiliyor.

İnfertilitede erkek faktörü, ihmal edilmemesi gereken bir konu. Prof. Dr. Şahin Kabay gibi uzmanlar, spermiyogram testleriyle erken teşhisin önemini anlatıyor. Örneğin, bir erkeğin sperm kalitesini etkileyen faktörler arasında stres, obezite ve kimyasal maruziyetler yer alıyor. Bu durumda, çiftler hemen doktora başvurmalı. Seminerde, bir örnek olarak; sigara içen erkeklerde sperm hareketliliğinin azaldığı ve DNA hasarının arttığı belirtildi. Bu bilgiler, çiftlerin farkındalık kazanmasını sağlıyor ve tedaviye motivasyon katıyor.

Şimdi, kısırlık teşhisi ve tedavi süreçlerine yakından bakalım. İlk adım, kapsamlı testler. Erkek için spermiyogram, kadın için hormonal testler ve ultrasonografi gibi yöntemler kullanılıyor. Doç. Dr. Demet Aydoğan Kırmızı, seminerde şu adımları açıkladı: Önce, ovülasyon takibiyle yumurtlama dönemini belirleyin. Ardından, ilişki zamanlamasını optimize edin. Eğer sonuç alınamazsa, ovülasyon stimülasyonu ve aşılama tedavisi devreye girer. Son olarak, tüp bebek gibi ileri teknolojilerle gebelik şansı yükseltilir. Bu süreçte, yapay zeka destekli embriyoskoplar gibi yenilikler, başarı oranlarını yüzde 70’lere çıkarıyor.

İnfertilite ve Cinsellikte Doğru Bilinen Yanlışlar

Çiftler arasında yaygın bir yanlış algı, cinselliğin infertiliteyi doğrudan etkilediğini düşünmek. Oysa, stres ve bilgi eksikliği, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Seminerde, Doç. Dr. Emre Başer, cinsellikte sık yapılan hataları ele alarak, düzenli ve stressiz bir ilişki modelinin önemini vurguladı. Örneğin, bazı çiftler pozisyonları veya frekansları değiştirmeyi deniyor, ancak asıl sorun yatan tıbbi nedenler ihmal edilebiliyor. Embriyolog Betül Uğuz’un paylaştığı laboratuvar detayları ise göz açıcı: Yumurta ve sperm birleştirme aşamasında, kontrollü ortamlar ve genetik taramalar, sağlıklı embriyo oluşumunu garanti ediyor.

Laboratuvarda neler oluyor? Tüp bebek tedavisinde, yumurtalar toplanıp spermle döllendiriliyor. Bu adım, adım bir süreç: Önce, hormonal ilaçlarla yumurtlama uyarılıyor. Sonra, toplanan yumurtalar inkübatörlerde izleniyor. Klinik Psikolog Ebru Gürçay, bu aşamada çiftlerin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu belirtti. Örneğin, tedavi süresince anksiyete seviyesi yüksek olanlarda başarı oranı düşüyor, bu yüzden terapi seansları öneriliyor. Seminerde, gerçek bir vakadan bahsedildi: Bir çift, psikolojik destekle tedaviyi tamamladı ve sağlıklı bir bebek sahibi oldu.

Neden Gebe Kalamıyoruz?

Gebe kalamama nedenleri arasında hormonal dengesizlikler, tüp tıkanıklıkları ve yaş faktörü başı çekiyor. Uzmanlar, 30’lu yaşlardan sonra yumurta kalitesinin düştüğünü ve bu durumun infertiliteyi tetiklediğini açıklıyor. Seminerde sunulan verilere göre, Türkiye’de kadınların ortalama yüzde 15’i bu sorunla karşılaşıyor. Çevresel etkenler, örneğin kentsel kirlenme, bu oranı daha da artırıyor. Bir adım adım yaklaşım: Önce yaşam tarzı değişiklikleri yapın – sağlıklı beslenme ve egzersizle başlayın. Ardından, doktor kontrolünde testler uygulayın. Bu, çiftlerin proaktif olmasını teşvik ediyor.

Psikolojik yönü atlamamak gerekiyor. İnfertil çift psikolojisi, yalnızlık hissi yaratabiliyor, ama yalnız değilsiniz. Ebru Gürçay, seminerde, çiftlerin birbirini desteklemesinin tedavi başarısını yüzde 20 artırdığını paylaştı. Örneğin, ortak terapi seansları, stresi azaltarak olumlu sonuçlar doğuruyor. Bu noktada, İzmir Özel Sağlık Hastanesi’nin multidisipliner yaklaşımı, hem fizyolojik hem ruhsal desteği bir arada sunuyor.

Tedavi Kişiye Özel Uygulanıyor

Tedavideki en büyük yenilik, kişiye özel planlama. Hastalar, detaylı muayenelerden geçerek kendi ihtiyaçlarına göre yol haritası çiziyor. Seminerde, Doç. Dr. Kırmızı, 35 yaş altı çiftler için ilk aşama olarak ilişki zamanlaması ayarlamasını önerdi. Eğer başarısız olursa, aşılama veya tüp bebek gibi seçenekler devreye giriyor. Bu süreçte, embriyo seçimi teknolojileri, genetik hastalıkları önleyerek sağlıklı gebelikleri garanti ediyor. Uzmanlar, son yıllarda geliştirilen yapay zeka araçlarının, embriyo kalitesini otomatik olarak analiz ettiğini ve bu sayede başarı oranlarını yükselttiğini vurguladı.

Örneğin, bir hasta hikayesinden bahsedelim: 32 yaşındaki bir kadın, hormonal testler sonrası ovülasyon stimülasyonuyla gebe kaldı. Bu, tedavinin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Erkekler içinse, sperm kalitesini artırmak amacıyla beslenme programları öneriliyor. Seminer, bu detaylarla dolu ve çiftleri umutlandırıyor.

Umudunuzu Yitirmeyin

Tedavi sürecinde sabır anahtar kelime. Uzmanlar, her çiftin farklı olduğunu ve başarı hikayelerinin motivasyon kaynağı olduğunu belirtiyor. Seminerde paylaşılan istatistikler, doğru yaklaşımla infertiliteyi yenenlerin oranının arttığını gösteriyor. Çiftler, bu yolculukta yalnız hissetmemeli; destek grupları ve uzman rehberliği, fark yaratıyor. Sonuçta, infertilite bir engel değil, aşılacak bir adım.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın